Hayatın en doğru terazisi ne akademik kürsülerde ne de yüksek binaların camlı odalarındadır. Asıl terazi sokaktadır. Çünkü sokak; hayatın nabzının attığı, gerçeğin filtresiz konuştuğu yerdir.
Sokağı bilen insan; ekmeğin fiyatını da bilir, bir annenin pazar filesini nasıl doldurduğunu da… Gençlerin iş ararken yüzündeki umudu da görür, emeklinin ay sonunu hesaplarken iç çekişini de duyar. İşte o yüzden tartıyı iyi bilir. Kimin ne kadar yük taşıdığını, kimin ne kadar sabır gösterdiğini hesap makinesiz hesaplar.
Sokak, insanı adil yapar.
Çünkü sokakta kibir barınmaz.
Sokakta unvan işlemez.
Sokakta gösteriş değil, samimiyet geçerlidir.
Bugün karar verenler, konuşanlar, yorum yapanlar eğer sokağın sesini duymuyorsa; tartı şaşar. Ölçü bozulur. Vicdanın ayarı kaçar. Oysa sokak, en hassas terazidir. Gramı gramına tartar. Yapılanı da yapılmayanı da kaydeder.
Sokağı bilen siyasetçi hata yapmaz demiyorum. Ama hata yaptığında nerede yanlış yaptığını daha çabuk anlar. Sokağı bilen gazeteci manşeti masa başında değil, hayatın içinden atar. Sokağı bilen esnaf müşterisini kandırmaz; çünkü yarın yine yüz yüze bakacaktır.
Gerçek liderlik, gerçek gazetecilik, gerçek insanlık biraz da sokağın tozunu yutmaktan geçer.
Çünkü sokak şunu öğretir:
Adalet terazidir.
Vicdan ağırlıktır.
İnsanlık ölçüdür.
Ve sokağı biraz bilen, tartıyı gerçekten iyi bilir.