Gazeteci arkadaşım Ender Yüncü beyefendi, geçtiğimiz gün Erzurum’da çok çarpıcı bir tespit yaptı:
“Mahallesinin sokaklarını bilmeyen muhtarlar var.”
Bu cümle aslında sadece Erzurum’un değil, Türkiye’nin genel bir gerçeğine işaret ediyor. Mahallesini tanımayan, köyünün sorunlarından habersiz olan bir kişinin “muhtar” sıfatını taşıması, artık toplumun beklentileriyle bağdaşmıyor.
Ben de Ender Bey’in bu eleştirisine gönülden katılıyorum. Çünkü bugün ülkemiz ekonomik sıkıntılarla mücadele ederken, işlevini yitirmiş her kurumun yeniden tartışılması gerekiyor. Eğer mahalleden, sokaktan, vatandaştan bihaber olan bir muhtarlık sistemi varsa; o sistemin sürdürülmesini de sorgulamak zorundayız.
2019 seçim sonuçlarına göre Türkiye’de
31.912 mahalle muhtarı,18.337 köy muhtarı, toplam 50.249 muhtar görev yapıyor.
Bu devasa yapı içinde gerçekten görevini hakkıyla yapan, mahallesinin nabzını tutan, vatandaşının derdine koşan muhtarlarımız elbette var. Ancak görevini sadece tabeladan ve sandıktan ibaret sanan, mahallesinin sokaklarını dahi bilmeyenlerle aynı kefeye konmaları da büyük bir haksızlık.
Eğer ekonomik kriz bu kadar konuşuluyorsa, kaynakların verimli kullanılması bu kadar önemseniyorsa, o halde şu soruyu cesurca sormalıyız:
Mahallesini bilmeyen muhtarın bu ülkeye nasıl bir katkısı olabilir?
Köyünden bihaber bir köy muhtarlığı ne işe yarar?
Eğer muhtarlık kurumu gerçek anlamda vatandaşa dokunmuyorsa, eğer bazı muhtarlar mahallesindeki sorunu vatandaştan değil gazetecilerden öğreniyorsa, o zaman bu yapıyı yeniden şekillendirmekten daha doğal bir şey olamaz.
Belki de Türkiye, artık şunu açıkça söylemenin zamanıdır:
Ekonomik koşullar bu kadar ağırsa, görevini yapmayan muhtarlıkların feshi de masaya gelmelidir.
Muhtar dediğin, mahallesinin sokaklarını avucunun içi gibi bilecek.
Bilmiyorsa da o koltuğu işgal etmeyecek.