Enver GÜLER

Tarih: 21.02.2026 16:08

İnsan Ömrü Kara Benzer, Erimekten Kurtulamaz

Facebook Twitter Linked-in

Sabahın erken saatlerinde yağan kar, şehri bir masal sessizliğine bürür. Çatılara, kaldırımlara, ağaç dallarına usulca konar. İlk bakışta tertemiz, lekesiz ve sonsuzmuş gibi görünür. Oysa hepimiz biliriz: Güneş biraz yükseldi mi, o görkemli beyazlık damla damla erimeye başlayacaktır. İşte insan ömrü de böyledir; kara benzer, erimekten kurtulamaz.

Doğduğumuz an, gökyüzünden kopup yeryüzüne düşen bir kar tanesi gibiyizdir. Her birimiz eşsiz, her birimiz biricik. Bilim insanlarının söylediği gibi, hiçbir kar tanesi bir diğerinin aynısı değildir. İnsan da öyledir. Parmak izimiz, ses tonumuz, hayallerimiz… 

Hepsi bize özgüdür. Fakat özgünlüğümüz, faniliğimizi değiştirmez. Nasıl ki kar tanesi yere düştüğü andan itibaren erime sürecine girer, insan da doğduğu andan itibaren zamana karşı görünmez bir yolculuğa başlar.

Gençlik, karın en parlak hâlidir. Işığı yansıtır, göz kamaştırır. İnsan kendini sarsılmaz, tükenmez zanneder. Oysa zaman, en sessiz öğretmendir. Ne bağırır ne çağırır; ama mutlaka iz bırakır. Saçlara düşen aklar, yüzümüzde beliren çizgiler, içimizde büyüyen hatıralar… 

Hepsi güneşin kar üzerindeki etkisi gibidir. Yavaş, kaçınılmaz ve geri döndürülemez.

Bu hakikati en çarpıcı biçimde dile getiren isimlerden biri de Yunus Emre’dir. “Mal da yalan mülk de yalan / Var biraz da sen oyalan” derken, aslında karın eriyişini hatırlatır bize. Sahip olduklarımızın kalıcı olduğu vehmi, beyaz örtünün hiç kalkmayacağını sanmak gibidir. Oysa güneş her gün yeniden doğar.

Ancak karın erimesi bir son olduğu kadar bir başlangıçtır da. Eridiğinde toprağı besler, suya karışır, hayatı büyütür. İnsan ömrü de ardında izler bırakır: Bir iyilik, bir söz, bir tebessüm… 

Belki bir çocuğun kalbinde yer eden bir öğüt, belki bir dostun hafızasında kalan sıcak bir anı. Beden erir, zaman çözülür; ama anlam kalabilir.

Bu yüzden mesele, eriyip erimemek değildir. Mesele, nasıl eridiğimizdir. Kimi insan sessizce kaybolur, kimi ise erirken bile etrafına serinlik ve bereket bırakır. Ömrümüzün uzunluğu değil, bıraktığı izdir asıl kıymetli olan.

Kar yağdığında çoğumuz pencereden dışarı bakar, o kısa süreli güzelliğin tadını çıkarırız. Belki de insan hayatına da böyle bakmalıyız: Geçici olduğunu bilerek, ama tam da bu yüzden daha dikkatle, daha şefkatle… 

Çünkü insan ömrü kara benzer; erimekten kurtulamaz. Fakat o kısa beyazlık anında dünyayı güzelleştirmek, bizim elimizdedir.

20. Asrın En büyük edebiyat saz şairi ve halk ozanı Aşık Yaşar Reyhani  ustada bir şiirinde

İnsan Ömrü Kar'a Benzer

İnsan ömrü kar'a benzer
Erimekten kurtulamaz
Sona doğru azar azar
Yürümekten kurtulamaz

Gençlik açılmamış güldür
İlim çağı tatlı bağdır
Sonu yaprak dökmüş daldır
Kurumaktan kurtulamaz

Reyhani yâr yâra kalsa
Gönül neşe ile dolsa
Aslı som altından olsa
Çürümekten kurtulamaz

Esenkalı, Hoşçakalın, Dostcakalın.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —