Dostluk, insan hayatının en kutsal duygularından biridir. Her şeyin sahteleştiği, menfaatlerin ön plana çıktığı bir dünyada gerçek dostluğu bulmak, adeta çölde su bulmak kadar değerlidir.
Çünkü dostluk; bir ağacın toprağa tutunması gibi kökle başlar, dallar gibi büyür, yapraklar gibi can bulur, çiçek açar ve sonunda meyvesini verir. İşte o meyve, insanın yüreğini doyuran, gönlüne huzur veren gerçek dostluktur.
Dostluk, bir ağacın ömrü gibidir. Ne kadar derine kök salarsa, o kadar sağlam olur. Dostluğun kökü güven, gövdesi sadakat, dalları paylaşım, yaprakları sevgi, çiçeği saygı, meyvesi ise vefadır. Bir dostlukta bu unsurlar eksikse, o ilişki ilk fırtınada yıkılır. Gerçek dostluk, yılların eskitemediği, mesafelerin ayıramadığı, zamanın bile silemediği bir bağdır.
Dostluk bazen bir tebessümdür, bazen bir omuz, bazen sessizce yanınızda durmaktır. Herkes sizi alkışlarken değil, herkes sırtını döndüğünde sizinle kalan kişidir gerçek dost. İşte bu yüzden dostluk, yanardağdan fışkıran lavların doruk noktası gibidir.
İçten, yakıcı, tutkulu ve bir o kadar da güçlü. O lavların sıcaklığı, samimiyetin sembolüdür; dostluk da tıpkı o lavlar gibi içten geldiğinde etrafına ışık ve sıcaklık saçar.
Dostluk, sadece iyi günde değil, zor günde belli olur. Her şey yolundayken etrafında kalabalık olabilir; fakat gerçek dostluk, fırtınalı günlerde elini tutan, düşerken kaldıran, ağlarken susturmayan, dertleşirken dinleyen o samimi kalptir.
Bugün dostluk kavramı maalesef çıkar ilişkilerine kurban edilmiştir. Oysa dostluk, menfaatin değil, gönül bağının ürünüdür. Parayla dost olunmaz, makamla dost kazanılmaz. Gerçek dostluk, yürekten gelen bir duygudur; gönüllerin birleşmesiyle oluşur.
Dostluk; bazen bir çocuk gülüşünde, bazen yaşlı bir elin duasında gizlidir. Her yaşta, her zamanda, her mekânda farklı biçimlerde karşımıza çıkar. Önemli olan onu görmek, korumak ve yaşatmaktır.
Unutmayalım ki, dostluk insanın içindeki en güzel çiçeği yeşerten bir yağmurdur. Bu yağmur kurak gönüllere bereket, karanlık yollara ışık olur. O yüzden dostluk, sadece bir kelime değil, bir yaşam biçimidir.
Dostluk, toprağa kök salmış bir çınar gibidir; rüzgârlar yıkar ama deviremez. O çınarın gölgesinde huzur bulanlar bilir ki, hayatın en güzel armağanı gerçek bir dosttur.