Dünyanın karmaşasında, insanlığın yorgunluğunda bir kapı var: sevgiye açılan umut kapısı. Bu kapıdan içeri girmeyi başarabilenler bilir ki, orada öfke değil şefkat, umutsuzluk değil inanç, yalnızlık değil dostluk vardır. Çünkü sevgi; insanın en saf, en kutsal duygusudur.
Bugün etrafımıza baktığımızda, sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu daha iyi görüyoruz. İnsanlar birbirini anlamaktan çok, yargılamaya; birbirine sarılmaktan çok, uzaklaşmaya meyilli. Oysa sevgi, insana yaşamın anlamını hatırlatır. Bir tebessüm, bir güzel söz, bir dokunuş bile yüreklerde büyük fark yaratır.
Sevgi, yoksulu zengin, yalnızı güçlü, umutsuzu inançlı yapar. Çünkü sevgi; umutla iç içe geçmiş bir şifadır. Herkesin kalbinde gizli bir kapı vardır; bu kapı bazen kırgınlıklarla kapanır, bazen acılarla paslanır. Ama birinin içten bir “nasılsın?” demesiyle, bir çocuğun gülümsemesiyle ya da bir dostun samimi selamıyla yeniden aralanır.
Unutmayalım ki; sevgi, insanı insan yapan en büyük değerlerden biridir. Sevgiyle yoğrulan toplumlarda ne nefret büyür, ne kin kök salar. Her evde, her sokakta, her yürekte bir nebze sevgi varsa; orada umut hiç sönmez.
Bugün birine sevgiyle yaklaşmak, bir kalbe umut serpmek, belki de dünyayı değiştirecek ilk adımdır. Çünkü büyük değişimler, hep küçük ama içten bir sevgi hareketiyle başlar.
Son söz:
Sevgiye açılan her kapı, insanlığa açılan bir umuttur. O kapıyı aralamaktan korkmayın; çünkü içeri giren ışık, karanlıkları değil kalpleri aydınlatır.

